DUADA BİR İBADETTİR
İnsan hayatındaki en değerli an, Yüce Allah’a yöneldiği ve onunla baş başa kaldığı zaman dilimidir. Allah ile baş başa kalmanın en güzel vasıtası ise duadır. Dua eden insan bütün varlığı ile Allah’a yönelir ve ondan istek ve dileklerde bulunur. Dua kavramı; çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek anlamlarına gelmektedir. Dini kavramı ise; Allah’ın Yüceliği karşısında kulun Allah’a halini arz etmesi, O’na niyazda bulunması, ondan lütuf ve yardımını istemesidir. Dua eden mümin isteklerini ancak Yüce yaratanın lütfu ve yardımı ile elde edebileceğinin bilincindedir. Allah’ın Yüceliği karşısında acziyetini itiraf eder, ondan dünya da ve ahirette maddi- manevî iyilikler ihsan etmesini, üzerindeki sıkıntı, dert ve belayı gidermesini, günah, hata ve kusurlarını bağışlaması için yalvarıp yakarır. Bu bilinçle yapılan dua; insanın yaratanına olan, inancının, güveninin ve O’na teslim oluşunun göstergesidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz: “Ey Allah’ın kulları! Size dua etmenizi tavsiye ederim. Dua etmekten aciz olmayın, çünkü dua eden hiçbir insan helak olmaz” buyurmaktadır. Mümin suresi 60. Ayetin de ise; “Rabbiniz buyurdu ki: bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir” buyrulmaktadır. Dua da bir ibadettir. Nasıl ki namaz, oruç, hac vb. ibadetlerde birtakım adap ve kurallar olduğu gibi, duanın kabul ve makbul olabilmesi için de bir kısım usul adap ve kurallara riayet etmemiz gerektiğini sevgili Peygamberimiz hadisleriyle vurgulamıştır. Sıralayacak olursak; Öncelikle dua sadece Allah’a yapılmalı, araya başka aracılar sokulmamalıdır. Duaya euzü besmele, Allah’a hamd ve Peygambere salât ile başlanmalıdır. Sonrasında tövbe İstiğfar getirilip günahlardan arınılmalı, zira günah işleyen haramlardan uzak durmayan bir kulun duası kabul edilmeye layık değildir. Duaya Esma-i Hüsnâ ile başlanıp, ihlas ve samimiyetle yapılmalıdır. Kabul olacağına inanarak eller semaya açılıp, kısık sesle yalvararak, ümit ve korku içinde dua edilmelidir. Daima Allah’tan hakkında hayırlı olanı istemelidir. Ben yerine biz dilini kullanarak tüm mümin kardeşlerini, ana-baba çocuklar ve yakınlarını da duasına katmalıdır. Mümin sıkıntıya, darlığa ve zorluğa karşı sabır ve duayla ayakta kalmaya çalıştığı gibi, nimetlere kavuşması durumunda da şükredip dua etmelidir. Sadece darlıkta, sıkıntıda veya korku, kaza ve felaketlerle karşı karşıya geldiği zaman değil varlıkta, genişlikte, huzur ve rahatlığın hüküm sürdüğü anlarda da tekrar tekrar duaya devam edilmelidir. Sevgili Peygamberimizin hadisi bizlere örnek teşkil etmelidir; “Sıkıntı ve musibete uğradığı zamanlarda Allah’ın duasını kabul etmesini isteyen kimse rahat zamanlarında da çok dua etsin” buyurmaktadır. Mümin Yüce Allah’tan istediğinde Kur’an ve sünnete uygun bir şekilde haddi aşmadan (Duanın adabına uymamak, dinen istenmeyecek haram ve yasak olan şeyleri istemek; kumarda, hırsızlıkta, cinayette ve benzeri gibi kötü davranışlar da Allah’ın yardım etmesini istemek vb. gibi) ısrarlı olmalı, meşru şeyler istemeli, duam kabul olmadı diye duadan vazgeçmemelidir. Nitekim sevgili Peygamberimiz; “Rabbime dua ettim de kabul edilmedi diyerek acele etmediğiniz sürece Allah dualarınızı kabul eder” buyurmaktadır. Kıymetli okurlar; Dua eden kişi, Rabbini tanımış, O’na kulluk etmiş, ibadet etmiş, O’nu zikretmiş, sevap elde etmiş, O’nun lütfuna keremine sığınmış ve Allah sevgisini kazanmış olur. Selam ve dua ile...