Hatıralarla Türk Musikisi (78), Tanburi Cemil Bey (30)

Cemil Bey meşhaneye seyrek gitmeye başlar. Şehzade Ziyaeddin Efendi Cemil Bey’e; “Çalışmalarımız sizinle bir başka lezzet buluyor Cemil Bey lâkin bizi mahrum bırakıyorsunuz” diye sitem eder.

Abone Ol

Cemil Bey’e hayran olan Şehzade Seyfullah Efendi ile tanışır. Çalışma o gün çok randımanlı geçer. Çalışmadan sonra Şehzade Ziyaeddin Efendi ile Cemil Bey Sineklibakkal’a çıkarken, Ziyaeddin Efendi sıkılarak ve sarayla olacak ilişkilerdeki rahatsızlığını da bildiği için Sultan Reşat Efendi’nin; “Cemil Bey’i Muzıka-i Humayunda görmek istiyorum. Bu arzumu münasip bir lisanla kendisine iletin. Kabul ederse çok bahtiyar olacağım” diye arzusunu iletir.

Cemil Bey’in rengi uçup, tikleri başlar. Cemil Bey kabul etmez.

Ziyaeddin Efendi, Cemil Bey’in yüzündeki asabiyeti görür ve “üzülmeyin, gerektiği şekilde iletirim” der ve konu kapanır.

Saray Mabeyincisi Faik Bey’in kızı Fahire’ye kemençe, Refik’e de (Fersan) tanbur derslerine devam eder.

Şehzadebaşı’ndaki Yeni Osmanlı Sahnesindeki “Diktatör” piyesini izledikten sonra çaycı evine gider. 24 Eylül 1909 günüdür. Kahvehanede Mehmet Akif ile Neyzen Tevfik çay içmektedir. Cemil Bey’i görünce çaya davet ederler. Sonra Musa Süreyya Rauf Yekta ve Hüsameddin Bey de katılır. Mehmet Akif; “Sema kahvelerinin sazlı sözlü sanatçılarını da izlemek lâzım” der.

Yıl 1910, Cemil Bey’in sağlığı ve morali iyidir. Refik ile tanbur edrsi vardır. Sonra Fevziye Kıraathanesine gider. Musa Süreyya Beyle karşılaşır. Musiki eğitimi için Almanya yolcusu olan Musa Süreyya Bey’e; “Umarım, Batı musikisini öğrenince bizim musikimizi unutmazsın diyerek şaka yapar.

20 Nisan 1911 günü Refik’in dersi bittikten sonra koltuğuna oturur. Mısır Hidiv’i İsmail Paşa, yaveriyle Cemil Beye mektup gönderir. Mektupda; yazları mutlaka İstanbul’a geleceklerini, kışları ise Mısır’da misafiri olarak ağırlamak istediğini belirten ve övgü dolu cümlelerle ikna etmek ister. Cemil Bey kabul etmez.

Günler geçer. Udi Şevki ile Abdulkadir Bey (Töre) Cemil Bey’i ziyarete gelirler. Abdulkadir Bey, hazırladığı keman metodunu Cemil Bey’e uzatarak; “Tetkik buyurup kanaatinizi söylemeniz için takdim ediyorum. Cemil Bey, bu benim için çok önemli” diye takdim eder. Sonradan katılan Rahmi Bey araya girerek; ”Şimdi sıra sizde Cemil Bey. Hem tanbur hem kemençe için birer metod borçlu hale geldiniz” diye espri yapar.

23 Temmuz 1913 tarihinde Edirne’nin Ruslardan geri alınışının şerefine Enver Bey ve Niyazi Bey, Edirne’de büyük bir millî şölen düzenler. Cemil Bey’i davet ederler. Kaşıyarık Hüsameddin Bey, Avukat Kemani Ömer Bey, Klarnet İbrahim Efendi, Kanuni Ahmed Bey, Udi Sami ve Fethi Beyler ile daha birçok arkadaşını da yanına alan Cemil Bey, Edirne’de konser verir.

Cemil Bey’in hastalığı nükseder, ilerlemeye başlar, vücudu yorgundur. İstanbul’a dönerler. Bu arada öğrencisi Refik, Faihre ile evlenir. Refik Bey’in Avrupa’da müzik tahsili söz konusu olur. Cemil Bey Refik Bey’e; “Avrupa’ya giden tanıdıklarımız konservatuvara devam ettiler. Yalan yanlış bir diploma ile döndükleri saman bana selam bile vermedikleri gibi musikimizi de hafife aldılar. Ben buna birkaç kere şahit oldum. Konservatuvara katiyyen gitmeyin. Sazımız musikimizi ifade eden yegâne âlettir. Yalnız onunla meşgul olun. Musikide Batı taklitçiliğinin kesinlikle karşısındayım” diye tembih eder. Refik Bey, hocasının tembihine sadık kalır, dilekleri doğrultusunda hareket eder.  DEVAM EDECEK

Kaynak: Ecz. Emin Akan: Tanburi Cemil Bey.

Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TAHİRİ - 2. Cilt (TRT Yayını)

Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - 1. Cilt (M.E.B.)

Nuri Özcan: İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ -7. Cilt (T.D. Vakfı Yayını)

TÜRK ve DÜNYA ÜNLÜLERİ ANSİKLOPEDİSİ - 3. Cilt