Daha önce diyet yapmamış ya da sık sık diyet sürecine girmiş ama tamamlayamamışlardan mısınız? Belki de her sene diyet yaptığı o aylar gelmiş fazlalıklarını bir an önce atıp tekrar yemenin hayalini kuranlardan…
Diyet dediğimiz şey ne yazık ki toplumda sadece kilo vermek için irademizi kullanarak kendimizi tutmak, kısıtlı listeler ile beslenmek gibi bir algı oluşturmaktadır. Bu algıda yanlış hedeflerin konulmasını beraberinde getirmektedir.
15 Günde 10 kg, 30 günde 15 kg…
Oysa ki burada kaybettiğimiz kilolardan daha önemli bir şey varsa o da ne kadarını sürdürebilir beslenme ile verdiğimizdir.
Öncelikle “Ben neden kilo alıyorum” diye kişi kendine sormalıdır. Bunun cevabı aslında bize kilomuzu kolaylık ile kaybedip sonrasında koruyabileceğimiz diyetin anahtarını vermektedir. Çünkü suyunu yetersiz tüketen, çok az hareket eden, düzensiz beslenen, öğünlerdeki dengeye dikkat etmeyen, hazır gıdaya düşkün vb. kilo aldıran alışkanlıkları olan bireyler bu alışkanlıkları değiştirmediği sürece kilo kaybının da bir anlamı olmamaktadır.
Ayrıca hedefe hızlı götüren diyet adı altında geçen popüler listeler uygulayama çalışan kişi “Ben bu kiloyu bir ayda almadım bir ayda hepsini nasıl verebilirim?” diye de kendini sorgulamalıdır.
Kendinizi tanımak ve değerlendirmek, planlama yapmak için 30 gün hedefi koymalısınız.İlk ay vücudunuzun ne yapmaya çalıştığınızı anlaması için iyi bir zamandır.
Diyetisyen değerlendirmesi, hekim muayenesi ve tahliller, kullanmanız gereken ilaçlar ve takviyeler... Verilen tüm tavsiyeleri iyi bir şekilde dinlemeli ve tüm yapmanız gereken şeyleri ertelemeden uygulamaya başlamalısınız.
Düzenli saatlerde, düzenli su tüketimi ile kafein azaltılarak, ölçülü tabaklama yaparak beslenmeye başlanması ilk 4 adımdır. Bu 4 adımı rutin bir şekilde uyguladıktan sonra hareket eklemek, bitki çayı eklemek gibi diğer adımlara geçilebilirsiniz.
Diyetisyeniniz ile beslenme listenizi hazırlarken tüketmeyi çok sevdiğiniz ya da hiç sevmediğiniz besinler üzerine mutlaka konuşmalısınız. Yanlış besin algısı da kilo kaybının sürdürebilirliğini zorlaştırır. Klinikte sık karşılaştığım bir örnek olarak: Ekmek tüketimi. Kişiler bu besini yediğinde kilo veremeyeceğine o kadar inanıyor ki diyette tüketimini kesinlikle reddediyorlar sonrasında kaçamakları yine bu besinden yapıyorlar.
Beslenme listeleriniz oluşturulurken amaç sizi ne çok doyurmak ne de aç bırakmak olmalıdır. İhtiyacınız olan kalori dengeli bir şekilde öğünlere dağıtılmalıdır. Öğün sayısı kişinin ihtiyaç durumuna göre özel olmalıdır.
Beslenme listelerinizgünlük tüketime uygun her zaman ulaşılabilir gıdalardan oluşmalıdır. Herhangi bir özel durumunuz yoksa light/diyet ürünü gibi ürünlere başvurmak zorunda olmadığınızın bilincinde olmalısınız.
İlk ay açlık tokluk sinyallerinize kulak vermeye, göz açlığınızı kontrol etmeye, midenizin küçülmeye başladığını hissetmeye başlamalısınız. Örneğin ilk hafta kahvaltıda 2 dilim ekmek yiyerek doyuyorken, üçüncü haftada iki dilim ekmeği bitiremiyor hale gelmiş olabilirsiniz.
Motivasyon sadece güzel kilo kaybederken değil, tartıda takıldığınızda ya da diyet yapmakta zorlandığınızda da yanınızda olması gereken bir şeydir. Çünkü başarı sadece tartıdaki rakam değil kazandığınız alışkanlıklardır da.
Sosyal hayatınızda stres olmadığınız, düzenli sağlıklı yağ kaybı sağladığınız, hayatınıza yeni alışkanlıklar eklediğiniz, yeme ataklarınızdan yavaş yavaş kurtulduğunuz,kendini daha iyi daha mutlu hissettiğiniz o diyet işte size uygun sürdürebilir diyettir.