FİTNE TEHKİKESİ
İslam dini fitneyi yasakladığı gibi, fitneye götüren fiil ve davranışları da yasaklar. Kuranı Kerim’de değişik manalar da kullanılmış olan fitne kelimesi dilimizde insanlara fenalık yapmak onları belaya uğratmak ve genelde toplumda kargaşa çıkartmak gibi kötü fiil ve davranışlar için kullanılmaktadır. Fitneyi körükleyen en önemli fiil ve davranışlar; “suizan, dedikodu, gıybet, yalan...”
Mümin emin, güvenilir kimsedir. Müslüman başkasının kusurunu, eksiğini, görmezden gelmeli, ayıbını örtmelidir. Peygamber Efendimiz dilin, fitne ve kötülük de ne kadar etkili bir araç olduğunu ve dili iyi kullanmanın ne kadar önemli ve güzel sonuçlara vesile olduğunu Hadisi Şeriflerinde şöyle vurgulamaktadır: “Kim Allaha ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhari)
“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat,6) Allahu Teala bu ayeti ile, Müslümanları her an için fitne tehlikesine karşı uyanık olmaya çağırmaktadır. Zira fitne çıkarmanın en kolay yollarından biri de yalan haber yaymaktır. Yalan haber yaymak, insanların kusurunu araştırmak ve söz taşımaktır. Yalancılık aynı zamanda nifak-iki yüzlülük alâmetlerindendir. Yalan söylemekten kaçınmayan kişi, her türlü fitneyi rahatlıkla çıkarabilir. Müslüman bir kimse, kendisine getirilen bir haberi doğru kabul edip peşine düşmemelidir. Her zaman, kendisine ulaştırılan bilgilerin aslının olup olmadığını araştırmalı ve dedikoducuların fitnecilerin tuzağına düşmemelidir. Özellikle gıybet ve dedikodu dinlemek ve bunların meydana getirdiği fitne ve fesada seyirci kalmakta Müslümanın takınacağı bir tavır değildir. Müslüman, toplumu felakete götüren fitne-fesat ve bozgunculuğun devamına seyirci kalamaz. Zira Müslümanlar arasında suizan, gıybet ve dedikodunun yaygınlaşması sonucunda fitne ve fesadın yaygınlaşması toplumsal bir felaket olarak kabul edilmelidir. Peygamber Efendimiz özellikle yalancı şahitliği şiddetle yasaklamış, bir hadisi şeriflerinde de şöyle buyurmuşlar;
Dikkat ediniz!... Size en büyük günahların en büyüklerini haber vereyim mi? Peygamber Efendimiz bu sözü üç defa tekrarladılar. “Evet, ya Resulullah haber veriniz”, dediler.
Peygamber Efendimiz: “Allah’a ortak koşmak, ana -babaya asi olmaktır” dedi. Resulullah, duvara yaslanmış iken hemen doğrularak dizleri üzerine oturdular ve şöyle buyurdular:
“Ve hele hele yalan konuşmak (yalan yere şahitlik etmek).” Bunu birçok kez tekrarladılar öyle ki, biz içimizden artık tekrarlamaktan vazgeçmesini temenni ettik. (İbn Mace)
Fitnenin en yaygın şekillerinden biri de koğuculuktur. Bu hususta Kur’an-ı Kerim de şöyle buyrulur:
Resulüm! alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusuru arayıp kınayan, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecaviz, günaha dadanmış... Kimselerden hiçbirine boyun eğme. (Kalem 68-70)
Tarihi süreç içinde Müslümanlar arasında etkili olan fitneler de olmuştur. Tarih bunun ibret verici örnekleriyle doludur. Mesela; İslam tarihinde fitnenin en önemli başlangıç noktası kabul edilen ve Hazreti Osman’ın şehit edilmesi çerçevesinde cereyan eden üzücü olaylar o günden beri etkisini hala sürdürmektedir. Bu arada bu olayları fırsat bilen İslam düşmanları Müslümanları sürekli birbirlerine düşürmeyi başarmışlardır. Küçük bir topluluk ve hatta aile içerisinde vuku bulan fitne, genellikle o topluluk veya ailenin dağılmasına yol açabilmiş hem dünya hem de ahiret hayatlarını mahvetmiştir. Kur’an-ı Kerim de şöyle buyrulmaktadır:
“Fitne, öldürmekten daha şiddetli, büyük bir suçtur.” (Bakara,191-217)
Kıymetli okurlar;
Müslüman, daima fitne ve fesattan kaçınmalıdır. Fitneden kaçabilmek için mutlaka fitnenin kaynağını teşkil eden fiil ve davranışlardan sakınmalıdır. Aksi taktirde gittikçe çığ gibi büyüyen fitne suçlu -suçsuz herkesi yutabilir! Nefsimizin doyumsuz arzularına, şeytanın aldatmasına kanıp hem dünyamızı hem de ahiretimizi heba etmeyelim. Söylediğimiz her sözün, yaptığımız her işin hesabını bir gün Rabbimize vereceğimizi unutmayalım.! Selam ve dua ile...