Pırlanta Çocuklar
Uzunca bir süredir özel yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü bir kurumda öğretmenlik ve idarecilik yapmaktayım. Bu zaman zarfında onların her yaşantısı ile hemhâl oluyor hayata onların penceresinden bakmaya çalışıyorum. Şüphesiz her bir çocuğumuz parmak izi misali birbirinden kişisel özellikleri itibariyle farklılık gösterebilmektedir. Bu durum insan kaynağımızın zenginliğini de gözler önüne serebilmektedir. Bu konuda hem fikir olduğumuzu peşinen belirtirken bu yazının konusunun hassaten özel yetenekli öğrenciler üzerine yoğunlaşacağını da ifade etmek isterim.
Öncelikle, özel yetenekli öğrenci diye nitelendirdiğimiz kavram nedir, ona bakalım:“Yaşıtlarına göre daha hızlı öğrenen, yaratıcılık, sanat, liderliğe ilişkin kapasitede önde olan, özel akademik yeteneğe sahip, soyut fikirleri anlayabilen, ilgi alanlarında bağımsız hareket etmeyi seven ve yüksek düzeyde performans gösteren bireydir”.
[1] Bu öğrencilerin ülkenin göz bebeği çocukları olduğunu söylemeliyim. Önemli bir değerdir, özel yetenekli olmak. Çeşitli tarama sınavları ile üç farklı kategoride (resim, müzik, genel yetenek) belirlediğimiz bu öğrenciler, alanlarına uygun platformlarda ülkenin göz nuru olmaya aday birer cevherdirler.
Özel yetenekli olma durumu nasıl ön plana çıkmaktadır? Çocuğumuzda böyle bir cevher olup olmadığını nasıl anlayabiliriz diyorsanız, şu şekilde cevap verebiliriz. “Bu tip çocuklar, genellikle yaşıtlarına göre belirgin bir şekilde öne çıkan yeteneklere sahiptirler. Bebeklik döneminden itibaren, genellikle olağan dışı bir atak sergilerler. Uzun dikkat süreleri, geniş hayal güçleri ve yüksek enerji seviyeleri, bu çocukları diğerlerinden ayıran özellikler arasındadır. Aynı zamanda, gelişimsel dönüm noktalarına daha hızlı ilerleme eğilimindedirler ve keskin gözlem yapma yetenekleri gözlemlenir. Erken yaşlardan itibaren aşırı merak duygusu gelişim gösterir. Bu merak, hızlı öğrenme yetenekleriyle birleşir ve çocukların erken ve olağanüstü dil gelişimine yol açar. Sıkça sorular sorarlar ve geniş bir ilgi alanına sahiptirler.Ayrıca, olaylara karşı aşırı duyarlılık gösterirler. Zihinsel olarak akıl yürütme ve problem çözme becerileri gelişmiştir ve mükemmeliyetçilik özellikleri dikkat çeker. Sayılar, bulmacalar, yap-bozlar ve kitaplara duyulan aşırı ilgi, bu çocukların öğrenme süreçlerini zenginleştirir.Eleştirel düşünebilme yeteneğine sahiptirler ve gelişmiş bir mizah duygusu vardır. İcatlar yapabilme, aynı anda birkaç işi yapabilme yetenekleri ve geniş ilgi alanları, bu çocukların zengin bir bilişsel profili olduğunu gösterir.”
[2]
İnsanoğlunun arkaik dönemlerinden bugüne kadar çeşitli milletler özel yetenekli olarak değerlendirdikleri öğrencileri daima farklı bir eğitim sistemine tabi tutarak ülke menfaatleri doğrultusunda kendilerine katkı sunması noktasında desteklemişlerdir. Bir anlamda pozitif ayrımcılık yapmışlardır. Dünya tarihine baktığımızda bu tip bireylerin lider kadrolarda yer aldıklarını, bilimsel gelişmelere ön ayak olduklarını, tarihin akışına damga vurduklarını söylemek abes karşılanmamalıdır. Yaptıkları işler ile çığır açmakla birlikte ahlâken sorunlu olanlar tüm ulusların başına çorap örmeyi de ihmal etmemişlerdir. Bu durum bize özel yetenekli öğrencilerin eğitiminin neden ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Siyasette, bilimde, tarihi konularda söz sahibi olacak bu pırlanta nesil nitelikli bir eğitimle dünya tarihinin akışına olumlu manada ivme kazandırabilecektir. Hâl böyle iken bu çocukları eğitim alanında kaderlerine terk etmek yapılabilecek en büyük hata olarak karşımıza çıkacaktır. Ülkemizde Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne özel cevherlerimiz nitelikli bir eğitime tabi tutulmaktadır. Osmanlı döneminde Enderun Mektebi, Cumhuriyet dönemlerinde ise Fen Liseleri başta olmak üzere Güzel Sanatlar, Spor Liseleri ve en önemlisi son zamanlarda yaygınlaşan Bilim ve Sanat Merkezleri özel yetenekli öğrencilerimize kapılarını aralamaktadır.
Evet, her çocuk özeldir ama bazı çocuklar daha özeldir. Bu bağlamda bu çocuklar az önce de belirttiğim gibi kaderlerine terk edilemez. Madem milletin umudu bu çocuklardadır o halde bu çocuklara eğitim veren biz öğretmenlere de önemli görevler düşmektedir. Milli Eğitim camiası olarak bu sorumluluğu taşımanın bilincinde nice cevherleri parlatmanın hayali ile nesillerimize nitelikli eğitim sunmaya azimle devam etmeliyiz. Çünkü gelecek nesiller bizim ellerimizde şekillenecek.
[1]https://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2022_02/20095659_Kimler_Ozel_EYitime_Yhtiyac_Duyar.pdf
[2]https://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2013_02/27052325_stnyeteneklocuklarinzellkler.pdf