SENİN İÇİN Mantık dersine giren profesör, öğrencilerin "Mantıklı olmak bize ne kazandırır? Mantık bize ne öğretir?" sorusuna bir anekdot üzerinden cevap vermeyi seçer. İşte o profesörün anlattığı anekdot şöyledir; Öğrenciler o yılın ders programlarında yeni bir ders olduğunu farkederler. Bu dersin adı mantıktır. Derse yaşlıca bir profesör girecektir. Nihayet, ilk mantık dersi başlar. Çocuklardan biri söz hakkı isteyerek;
-Sayın Profesör, mantık bize ne öğretir? Lütfen her şeyden önce bunu anlatır mısınız, ricasında bulunur. Profesör, kendisine merak ve şüpheyle bakan öğrencilerine dönerek; “Mantık dersinin insanların düşüncesine yaptığı etkiyi açıklamak biraz güçtür. Onun için bunu sizlere bir örnekle açıklamak istiyorum” der. Farz edin ki, maden ocağından iki insan çıkıyor. Birisinin üzeri tertemiz, diğerininki ise kömür karası içinde. Bunlardan hangisinin yıkanması lâzımdır? Öğrenciler, hiç tereddüt etmeden; “Elbette, kirli olan“ diye cevap verirler. Profesör, tebessüm  ederek; İşte çocuklar, der. Mantık bu soruya cevap vermeden önce şunu sorar; "Nasıl olur da bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemiz iken diğerininki kirli olabiliyor?" Sorgulanmayan bir hayat yaşamaya değmez demiş yıllar yıllar önce Yunan filozof Sokrates… Oysa, geldik gidiyoruz çok da kurcalamaya gerek yok diyenlerin sayısı daha fazla sanırım. Belki bir ayar gerekiyordur. Bir denge. Biraz ondan biraz bundan… Biraz mantık, biraz saçmalık. Biraz yaşa gitsin, biraz nerden geldik nereye gideceğiz? Biraz gezin, biraz düşün. Bir sağ el var bir sol el, sağ ayak sol ayak, sağ göz sol göz… Teki neden yetmemiş de iki tane vermiş. Sanki bir taraf yaşamına hizmet etsin, diğer taraftakini sorgulamak için kullan diye verilmiş. Belki sağ kulakla sol kulak birbirinden farklı şeyler duyuyordur. Belki iki göz farklı sahneler kaydediyordur belleğe. Sağ beyin sol beyin ayrımı gibi.. Oysa beyin değil mi, bütün değil bu. Yo, iki taraf ayrı işliyor. Matematiğe kafası çalışanın genelde edebiyatla arası olmuyor. Ara sıra kullandığınız eli değiştirin diyorlar, beynin farklı bölgeleri çalışsın diye. Solaklara sağlaklık, sağlaklara solaklık tavsiye ediyorlar. Gene çıktı mı karşımıza ikilik. Bu dünyada kurtulamayacağız ondan. Her şeyin bir zıddı var. Gece ile gündüz gibi. İkisi de lazımmış bize, öyle diyorlar. O halde şöyle mi desek; “Mantıklı olmak iyidir ama her şeyde mantık aranmaz.”