Neden Aynı Dili Konuşmuyoruz?   İnsanoğlunun neden aynı dili konuşmadığı hep merak ettiğim bir husus olarak zihnimde yer etmiştir. Bu yazıda başlıktaki sorunun cevabını mitolojik bir bakış açısıyla ele almaya çalışacağım. Hazırsanız başlayalım.   Babil Kulesi efsanesini sanırım duymuşsunuzdur. Antik uygarlıkların destanlarında yer verdikleri ve çoğu birbirinin benzeri olan anlatımlarla günümüze kadar ulaşan bu efsane yanıtını aradığımız soruya cevap olabilecek özellikler taşımaktadır. Mitolojide bahsedilenin yanı sıra ilahî kitaplarda da yer edinen Babil Kulesi insanlığa ne anlatmaya çalışmaktadır, gelin hep birlikte metinler üzerinden bir okuma yapalım.   Babil ya da Babylon, Irak'ın başkenti Bağdat'ın güneyinde yer alan antik bir şehirdir. Akadca bāb-ilû sözcüğü “Tanrı'nın kapısı” anlamına gelmektedir. Eski Ahit'te "kargaşa, karışıklık" şeklinde açıklanır. Babil Kulesi ise “Tanrı'ya ulaşmak için inşa edilen kule” anlamındadır (tr.wikipedia.org/wiki/Babil_Kulesi ).Babil Kulesi’nin farklı destanlardaki anlatılış biçimleri şöyledir:   Gılgamış Destanı’nda Babil Kulesi’nden doğrudan bahsedilmez, ancak Uruk kralı Gılgamış’ın kendi şehri için yaptığı duvarlar ve tapınaklar Babil Kulesi’ne bir gönderme olarak yorumlanabilir. Gılgamış, tanrıların kendisine verdiği ölçüleri kullanarak Uruk’u inşa eder ve şehrin görkemini övünçle anlatır. (tr.wikipedia.org/wiki/Gılgamıs ).   Atra-Hasis Destanı’nda Babil Kulesi, insanların tanrılara karşı başkaldırmasının bir sembolüdür. İnsanlar, tanrıların kendilerine yüklediği ağır işlerden bıkar ve isyan eder. Tanrılar da onları yok etmek için tufan gönderir. Ancak tanrı Ea, Atra-Hasis’i uyarır ve ona bir gemi yapmasını söyler. Atra-Hasis, gemiye ailesi ve hayvanları alır ve tufandan kurtulur. Tanrılar, insanların azaldığını görünce pişman olur ve onlara yeniden çoğalmalarını emreder. Ancak insanlar, tanrıların sesini duymamak için Babil Kulesi’ni yapmaya başlar. Tanrılar da onların dillerini karıştırır ve insanları dağıtır. (tr.wikipedia.org/wiki/Atra-Hasis ).   Enûma Eliš Destanı’nda Babil Kulesi, tanrı Marduk’un zaferinin bir anıtıdır. Marduk, kaos tanrıçası Tiamat’ı yenerek dünyayı yaratır ve diğer tanrıların başı olur. Tanrılar, Marduk’a minnettarlık göstermek için onun için Babil şehrini ve kulesini inşa eder. Babil Kulesi, Marduk’un gökyüzündeki evi olan Esagila tapınağına bağlanır. Babil Kulesi, hem tanrıların hem de insanların buluştuğu kutsal bir yerdir. (tr.wikipedia.org/wiki/ Enûma Eliš  ).   Mahabharata Destanı’nda (Hint mitolojisi) Babil Kulesi, Kuru hanedanlığının soyundan gelen bir kral olan Nimrod tarafından yaptırılan bir yapıdır. Nimrod, tanrı Vişnu’ya meydan okumak için Babil Kulesi’ni yapar. Vişnu, Nimrod’un kibrine kızar ve onu cezalandırmak için Babil Kulesi’ni yıkar. Babil Kulesi’nin yıkılmasıyla insanların dilleri değişir ve birbirlerini anlayamaz hale gelir. (tr.wikipedia.org/wiki/ Mahabharata).   Enok Kitabı’nda Babil Kulesi, Nefiller adı verilen tanrıların oğulları tarafından inşa edilen bir yapıdır. Nefiller, tanrıların sırlarını öğrenmek ve onlara eşit olmak için Babil Kulesi’ni yapar. Tanrılar, Nefiller’in yaptıklarını görünce öfkelenir ve onları yok etmek için tufan gönderir. Babil Kulesi de tufanda yıkılır ve insanların dilleri karışır. (tr.wikipedia.org/wiki/ Enok Kitabı ).   Mezopotamya uygarlıkları haricindeki milletlerin mitolojilerinde de (Maya,Aborjin,Kelt vs) Babil Kulesi ile ilgili benzer anlatılara rastlanmaktadır.  Özetle, antik uygarlıkların mitolojilerinde yer alan Babil Kulesi, insanlığın tek dil konuştuğu dönemlerde antik Mezopotamya’da yine insanların göklere ulaşmak için inşa ettikleri devasa bir yapıdır. Antik Mezopotamya’da, insanlar arasında iş birliği gelişmiş olup yaratıcılık ve antik teknoloji gibi çalışmalarda önemli adımlar atılmıştır. Bu nitelikler, insanların büyük bir eser ortaya koymasına ve göklere ulaşmasına olanak sağlar. Fakat Tanrı dönem insanlarıyla aynı fikirde değildir. Tanrıya göre bu yapı insanlığın kibir, gurur ve isyan gibi olumsuz özelliklerinin adeta bir anıtıdır. Bu nitelikler, insanların tanrıya meydan okumasına ve onun iradesine karşı gelmesine sebep olmuştur. Böylelikle yapı tanrının gazabına uğrayarak yıkılır. İnsanlar cezalandırılır ve onların birliği bozulur. Babil Kulesi’nin yıkılmasıyla insanlar dört bir yana dağılarak uzaklaşır. Süreç içerisinde diller çeşitlenerek insanlar artık aynı dili konuşamaz hâle gelir. Bu durum insanlığın kültürel ve dilsel farklılıklarını anlamak için bize bir çerçeve sunar.