Okumak ve Yazmak İşte Bütün Mesele Bu                 İnsan, hayatın koşuşturmacası içerisinde nasıl da çırpınıyor. Bir kısır döngüyü takip eden sarmalın içerisinde debelenip durmaktayız. Hayat koşturmacasına bir mola vermek adına herkes kendi uğraşını oluşturabilmeli. Yazmak ve okumak benim hayatımda yer edinen adeta sağaltıcı bir güce sahip iki kutsal uğraş. Sabah uyandığımızda beynimiz olabildiğince aktif bir durumdadır. Bu zaman dilimini yani sabahtan öğleye kadar olan süreci verimli bir şekilde değerlendirmek herkese nasip olmaz. Bu nedenle daima bilinçli bir şekilde hareket etmeli ve hayatı nitelikli yaşanabilir kılma adına bir plan dahilinde ilerleyebilmeliyiz. Bunun yolu boşluklarımızı uğraşlarımızla eğlenceli hâle getirmek olabilir. Yazma eylemi ile tanışalı pek uzun zaman olmadı aslında. Yıllarca okudum, hep okudum, biteviye okudum. Yazmak biraz zahmetli bir iş gibi geldi bana hep. Eline kâğıt, kalem almak bunları sürekli elinin altında bulundurmak ya da sürekli bir bilgisayar başında olmak fikri, üşengeçliğimden olsa gerek yazı ile arama hep mesafe koydu. Ama bir noktadan sonra insanın fikirleri daha önce bulunduğu noktadan çok farklı yerlere evrilebiliyor. Lisansüstü eğitim sürecinde anladım ki sürekli okumak okuduklarını yazıya aktarmadıktan sonra pek de bir şey ifade etmiyor. Eğer akademik bir çalışma içerisine girmişsen okuduklarından artakalanları bir bilimsel çalışma ekseninde yazıya aktarman gerekmekte. Bunun adı bazen proje ödevi olur bazen bildiri kimi zaman makale ya da tez çalışması olur fark etmez. Okuduklarını yazıya aktaramamışsan akademik dünyada bir hiçsin. Koltuk altında bilgisayar taşımaya başlayalı yazı ile aramda sıkı fıkı bir ilişki başladı. Yukarıda saydığım tüm çalışmaları yaptım. Bir de baktım ki ben yazmaya başlamışım bile. Madem yazabiliyorum artık önümde hiçbir kuvvet duramaz diyerek ikinci kitabımı yayınlama noktasında epey bir mesafe aldım. Okuduğunuz bu satırlar kısmet olursa yakın zamanda bu yazar dostunuzun ikinci kitabında yer alacak. Birinci kitabım tez çalışmamın vücut bulmuş hâliydi bu arada. Yazabilmek için okumak en gerekli şartlardan biri. Okumayan bir insan neyi dile getirebilir ki. Okudukça dolacak, doldukça dilimizden taşanları yazıya dökebileceğiz. Her zaman donanımlı olmak adına okumak insani bir değer olmakla insanı sağaltmak anlamında da önemli bir yer tutmaktadır. Okuma eylemi yazmaya eşlik ettiğinde ise ballı kaymak olmakta ve tüm insanî dertlerimizden bizi arındırmaktadır. Gelecek nesillere bir iz bırakabilmek, arkamızda bir eser bırakmış olmanın hazzı ile bu dünyaya gözlerimizi kapatmak sanırım insan ruhunu teskin eden en nadide durumlardan biri olacaktır. Biz göçüp gittiğimizde geride kalanlar bizim fikirlerimiz ile buluşacak ve adeta onların hafızalarında halen tazeliğimizi koruyabileceğiz. Bu anlamda yazmanın ve bir eser vücuda getirebilmenin ne kadar kıymetli bir iş olduğunu sanırım anlayabileceğiz. Okuma ve yazma ile dolu dolu geçen bir ömür dileklerimle…