Ganbatte
Ganbaru, Japonca bir kelime olup, elinden gelenin en iyisini yapmak anlamına gelir. Genişletmek gerekirse, pes etmemek, dirayetli olmak, bir şeyde kararlı olmak ve azim göstermek gibi anlamlarında kullanılır.
Ganbatte ise bu fiilin sözlü olarak en çok kullanılan halidir. Şu anlama gelir, elinden gelenin en iyisini yap ve pes etme!
Sanırım kelimenin içine başarının sırrını saklamışlar. Gerçekten bir işi, severek, özenerek ve istikrarlı bir şekilde o işin gerekliliklerini yerine getirerek yaparsak, sonucunda başarıya ulaşır mıyız?
Deneyip görmeye değer.
Hepimiz hayatımız boyunca bir veya birden fazla kişiye özenmişizdir. Hayatı sanki onun bir başarısı değilde, ona doğuştan verilmiş bir hediyeymiş gibi düşünürüz. Kendi hayatımızla kıyaslamış ve sonuçta onun hayatına bizim sahip olamayışımızı, şanssızlıkla açıklamışızdır.
Peki gerçekten böyle mi bu durum?
Söz konusu imrenme, bir insanın doğuştan zenginliğiyse bile aslında o kişide hoşumuza giden şey, bence ona hazır gelen parası değil o parayla neler yaptığı nasıl yaşadığı oluyor. Dolayısıyla da durum, aslında bizim de gerçekten isteyip emek verirsek ulaşılabileceğimiz sonucuna çıkıyor.
Yani istediğimiz şeylere ulaşmak veya onu uzaktan seyretmek bizim elimizde.
İstediğimiz şey, ulaşmak istediğimiz hedef için çıkmamız gereken basamakları belirleyerek adım atmamız yeterli.
Benim de dönem dönem özendiğim kişiler oluyor. Her şeyine değil ama belli özelliklerine ya da sahip olduğu bazı şeylere imreniyorum. Bunu kıskançlık seviyesine indirmemenin bir yolunu buldum. Hissimi yararıma kullanmanın. O kişinin neyini beğeniyorsam hangi başarısına özenmişsem, ilk olarak onun bende olmadığını kabul ediyorum. O bende mevcut değil, peki ne?
Bende mevcut olmayan ve olmasını istediğim şey ne?
Bu çok önemli bir tespit, o kişinin sahip olduğu şeyi elde etmek adına.
Onda olan ve bende olmayan şey, onun hangi özelliğinin bir yaratımı.
Çünkü imrendiğim, özendiğim şey bir sonuç. Onun doğru bir tutumunun sonucu.
Bunu da bulduktan sonra peki diyorum o özelliğin yerinde bende ne var?
Yani neyi değiştirmem gerek?
Size bir örnekle daha iyi açıklayayım.
Örneğin sağlıklı bir bedene özeniyorsunuz. Biri var ve çok beğeniyorsunuz. Ben şöyle yapıyorum. Sanki o kişi bir sabah uyanmış ve benim bedenimde bulmuş kendini!
Ne yapardı işte o kişi, benim yaptığım kahvaltıyı mı?
Sabah uyanır uyanmaz içtiğim kahveyi mi içerdi yoksa bir bardak suyla mı başlardı güne?
Yemeği tıka basa yer sonra uzanır mıydı bir köşeye?
İşte o kişi ne yapardı benim yerimde olsa. Bende onu yapmaya çalışıyorum.
Konu her ne olursa olsun altta bir irade eksikliği yatıyor tüm başarısızlıklarda. Emin olun. İraden hangi alanda güçlüyse orada bir başarı yaratıyor.
Ve hangi alanda güçsüzse de başarısızlık!
Sonuç olarak bir işte başarılı olan ve olamayan kişi arasında ki farkta burdan çıkıyor.
Yer değişikliği! Yer değişikliği lazım. Ne yapıyorum ve bu bana nasıl bir sonuç veriyor. İşte burayı iyi takip etmek lazım bu yer değişikliği için. Ve o kötü sonuç veren şeyi yerine ne koymam lazım şimdi.
Tavır, davranış, tutumlarda yer değişikliği her sorunu çözer.
Şimdi hayıflanmayı kes ve değiştirmeye başla. Kim olmak isterdin, git ve o ol.
Yok yok size değil kendime diyorum ben.
İnsan en çok kendine yazıyor, kendine söylüyor ve işin en kötü yanı en çok kendine duyuramıyor sesini…
Olsun yinede hepimiz adına ganbatte diyorum bu gün!
Ganbatte, bugün kendin için elinden gelenin en iyisini yap ve pes etme!