Hatıralarla Türk Musikisi (59) Tanburi Cemil Bey (11) Cemil Bey, Kemençeci Vasil Efendi ile tanışıyor. 1893 yılının bir yaz gecesi İstanbul Belediye Başkanı Rıdvan Paşa’nın Konağındaki toplantıya, Kürdilihicazkâr Fasılın sonuna yetişir. Selam verip kemençeyle semâiye girerler. Vasil Efendi, kendi semâisinin çalındığını görüp heyecanlanır. Daha birinci hanenin sonunda Cemil ile bakışırlar. Vasil Efendi 48 yaşındadır, Cemil Bey 20 yaşında. Aralarındaki büyük yaş farkına rağmen sanki doğuştan tanışıyorlarmış gibi kaynaşırlar. Cemil’in teslimde yaptığı varyasyonu, Vasil Efendi ikince teslimde tekrarlar. Cemil Bey, bu güzel espriyi, zeki gözlerinden uçup Vasil Efendi’yi bulan bir gülümseme ile selâmlar. Bu defa Vasil Efendi, Cemil’i hayran bırakan bir ajiliteyle üçüncü hanenin tesliminde başka bir değişiklik yapar. Bu ancak kemençe ile yapılabilen bir ajilitedir. Vasil’in göz ucuyla muzipçe bakışını yakalayan Cemil, teslimin ikinci tekrarında aynı yerde Vasil Efendi’nin yaptığı değişiklikleri aynı hızla ve daha başka sesler ekleyerek yapar. Diğer sazlar, iki âşığın daha rahat konuşmalarını ister gibi giderek hafiflerler ve susarlar. Son teslimden sonra Kemani Sebuh’un longasına girerler. Ayrılarak, birleşerek, sorarak, cevaplayarak görülmemiş bir yorum ve uyumla çaldıkları longayı bitirecekleri sanılırken, Vasil Efendi, değişik, bol tınılı, uzun, düz yay çekişlerle Rast perdesine gelip dem tutmaya başlar. Bu, Cemil’in de beklediği bir davettir. Parmaklarıyla mızrabını, ruhunu ve kendini kapıpkoyverir. Kürdilihicazkâr makamının o şuh ve sınır tanımayan melodi zenginliğiyle makam ufuklarını adeta bir bir aşıp, bilinmez, erişilmez kaynaklardan aşk, hüzün, özlem, umut ve sevgi yağdırır. Sanki Yaşatanın bahşettiği muhteşem melodi zenginliğini sunar ve Suzinâk teslimle Vasil Efendi’yi buluşturur. Beraberce Kürdiliihicazkâr’a dönerler. Bu iki zirve kişinin, âdeta tekrarı mümkün olmayan bu tanışma töreni, semâinin teslimiyle son bulurken, Cemil ve Vasil Efendi için yeni bir hayat başlar. Aradan günler geçer, Vasil Efendi Cemil Bey’in evine gelir. Cemil çok mutludur. Zihniyar Hanım; “Cemil sizden övgüyle bahsederdi. Evimizi şereflendirdiniz, hoş geldiniz” diyerek Vasil Efendi’ye yer gösterir. Vasil Efendi; “Sizlerin iltifatı benim için şereftir. Böyle bir evlâda sahip olmak her kula nasip olmaz. Ne mutlu size efendim” diye karşılık verir ve ilâve eder; “Efendim, ziyaretimin birinci sebebi Cemil Bey oğlumu görmek, ikincisi de Yanyalı Mustafa Paşa’yı duymuşsunuzdur.” Zihniyar Hanım; “Evet efendim. Rahmetli Tevfik Bey övgüyle bahsederdi.” Vasil Efendi; “Gerçekten bulunmaz bir insan, her haliyle babadır. Musikiye de sevdalıdır. Eksik olmasınlar meclislerinden bizi eksik etmezler. Geçen Salı faslından sonra sohbet sırasında, Rıdvan Paşalarda yan yana çaldığınız genci de fasıllarda görmek isteriz. Eski dostumuz merhum Refik Bey’in harika yeğenini biz de dinlemek isteriz dedi. Cemil Bey oğlumuz kabul eder, siz de izin verirseniz Paşa’ya takdim etmek istiyorum” deyince, Cemil Bey annesine bakar. Annesi; “Bahis konusu Mustafa Paşa ve arada siz olunca, gideceği yer hakkında bir kaygımız olmaz” diye cevap verir. Cemil Bey, Vasil Efendi’ye tebessümle olumlu cevap olarak başını sallayınca, Vasil Efendi, babacan tavrıyla; “Sana mahcup olmamak için Salı akşamı en iyi kemençemi getireceğim” der ve mutlu bir şekilde Cemil Bey’lerden ayrılır.   DEVAM EDECEK Kaynak: Ecz. Emin Akan: Tanburi Cemil Bey. Dr. Nazmi Özalp: TÜRK MUSİKİSİ TAHİRİ  Cilt: 2 Yılmaz Öztuna: BÜYÜK TÜRK MUSİKİSİ ANSİKLOPEDİSİ - Cilt: 1 Nuri Özcan: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ - Cilt: 7 TÜRK ve DÜNYA ÜNLÜLERİ ANSİKLOPEDİSİ - Cilt: 3